Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
3 tane "türk" etiketli yazı bulundu "türk" tagli diger ogeler resimler , videolar

Mutluluğun sırrı ne?

ess Birbirlerine dedikodu yapmak için zaman ayıran çiftlerin, evliliği perçinleniyor.

Çukurova Üniversitesi Psikiyatri Uzmanı Sabri Yurdakul, sır saklama konusundaki ortak yaklaşımların, eşlerin birbirlerine yakınlaşmasına ve iç dünyasını açmalarına yardımcı olacağını söyledi.

Medikososyal Bölümü ve Yaprak Psikiyatrik, Psikolojik Danışma Merkezi Uzmanı Yurdakul, eşlerin özel hayatlarıyla ilgili konuları paylaşmalarının, onları birbirlerine yakınlaştıracağını söyledi. Yurdakul, “Günün nasıl geçti, nereye gittin, kimlerleydin?” soruları yerine, eşlerin birbirlerine sırdaş olmaları ve yakın çevreleriyle ilgili dedikoduları anlatmalarının, onların paylaşımlarını artıracağını söyledi. Eşlerin her şeyden önce yakın arkadaş olmaları gerektiğine dikkati çeken Sabri Yurdakul, “Birbiriyle iyi arkadaş olan çiftlerin evlilikleri daha sıhhatli yürüyecektir. Bu nedenle günlük hayatla ilgili özel konuları paylaşmaları, ortak yaşamlarını zenginleştirecektir” diye konuştu.

Eşlerin paylaşımlarının diğer insanlara iletilmemesi konusunda dikkatli olmaları gerektiğini de vurgulayan Yurdakul, sır saklama konusundaki ortak yaklaşımların, eşlerin birbirlerine yakınlaşmasına ve iç dünyasını açmalarına yardımcı olacağını söyledi. İnsanların sırlarını paylaştıkları kimselere daha çok güveneceğini ve onunla konuşma isteğini daha çok duyacağını ifade eden Yurdakul, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu durumda eşler arasındaki diyaloglar artacak ve konuşma konuları artacaktır. Böylelikle birbirleriyle konuşmak için konu bulmakta zorlanmayacak ve televizyonun karşısında oturan iki yabancı olmaktan çıkarak, birbirlerine sırlarını dökmek isteyen iki samimi arkadaşa döneceklerdir ki, bu da evliliğin sağlıklı yürümesine yardımcı olacaktır. Bu yüzden eşlerin birbirleriyle dedikodu yapmak için zaman ayırmaları evliliği perçinleyecek ve paylaşımlarını artıracaktır.”

Ayaklarınıza uygun ayakkabılar giyin

ayakkab

Ayaklarınıza uygun ayakkabılar giyin

Bizim için canla başla çabaladıkları halde ayaklarımızın değerini çoğumuz pek bilmeyiz. Onları önemsemez ve biçimsiz ayakkabıların içine sokuştururuz, bize acı vermeye başlayıncaya kadar da aklımıza bile getirmeyiz. Normal ömür süresi içinde kişi 120 bin kilometre yol yürüdüğüne göre yüzde 40'ımızın gün gelip ayaklarımızdan şikayetçi olmamıza şaşmamak gerekir. Halbuki ayağa uygun ayakkabılar giyerek sorunların çoğu önlenebilir.

Uzmanlar, çocuklukta ayağa uygun ayakkabılar giymenin ileride ortaya çıkabilecek sorunları önlediğini belirterek, çocuklara ayakkabı alırken şu hususlara dikkat edilmesi gerektiğini bildiriyor:

"Çocuk için satın aldığınız ayakkabının burnunda, ayak parmaklarının rahatça hareket edebilecekleri kadar yer bulunsun. Ayakkabının burnuyla en uzun ayak parmağı arasında elinizin başparmağı kalınlığında bir aralık olmalıdır."

Çocuklara ayakları büyüdüğü zaman da giyebilecekleri kadar kocaman ayakkabılar almanın da sorunlara sebep olabileceği uyarısında bulunan uzmanlar, ayakkabının topuk kısmının bükülebilen özellikte olması gereğine de dikkat çekiyor.

Yüksek topuk sorun yaratıyor

Büyüklerin ise uzun süre yüksek topuklu ayakkabılar giymelerinin, ileride belde, ayaklarda ve bacaklarda ağrılara ve ayak parmaklarının pençe gibi kıvrılmasına sebep olduğunu söyleyen uzmanların tavsiyeleri şöyle:

"Yüksek topuklu ayakkabıları özel günlere saklayın veya zamanın çoğunu oturarak geçireceğiniz günlerde giyin. Günlük meşgalelerde ve dans ederken ayağı destekleyen alçak topuklu ayakkabılar giyin. Özellikle yaşlı kişilerin ayağı iyice saran ve destekleyen alçak topuklu ayakkabılar giydirin. Ayakları sağlıklı tutmak ve düşmeleri önlemek için sağlam ve ayağı destekleyen ayakkabılar giyilmelidir. Ayakkabının tabanı lastik veya sentetik bir maddeden yapılmış ve yüzeyi kabartılmışsa ayağınız kaymaz. Ayakkabının tabanı köseleden yapılmışsa ayağınız kolayca kayar. Ayağa tam oturmayan ayakkabı veya terlikler ayağınızı sürümenize ve dengenizi kaybetmenize sebep olur. Ayakkabının ayağa tam oturduğunu, ayakkabının burnunda ayak parmakları için yeterli yer olduğundan (en uzun ayak parmağıyla ayakkabının burnu arasında 1-2 cm bulunmalıdır) ve ayakkabının topuk kısmının ayağı rahatça sarmasından anlayabilirsiniz."
En emniyetli topukların alçak (5 cm'den az) ve kalın topuklar olduğunu ifade eden uzmanlar, kama topukların da 5 cm'den alçak olmak şartıyla iyi bir seçenek olabileceğini bildiriyor.

Uzmanlar, ayağı iyice saran bağcıklı veya kapalı kesimli fantazi ayakkabıların ayağı iyi desteklediğini belirtirken, terlik gibi ayağa geçirilen, tokyo ve benzer ayakkabıların ise ayağı yorduğunu ve ayak bileğinin kolayca burkulmasına sebep olduğunu kaydediyor.
İçi yastıklı, tabanı bükülebilen (koşu ayakkabılarında olduğu gibi) ayakkabıların, ayağı sert ve eğri büğrü zeminden koruduğunu ve ayakla zemin arasında tampon görevi gördüğünü vurgulayan uzmanlar, deri veya delikli sentetik maddelerden yapılmış hafif ayakkabıların, adeta "nefes aldığı" ve ayakkabının içine hava girmesini sağladığı için rahat olduğunu belirtiyor.

Uzmanlar, ayakkabıları gerekirse tamir ettirmeyi unutmamanın da önemli olduğunun altını çizerek, tabanı incelmiş veya topukları yenmiş ayakkabıların da tehlikeli olabileceği uyarısında bulunuyor.

Anneler 'suçlu'' hissediyor

bebek
Anneler 'suçlu'' hissediyor

ABD'de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, anneler ''çocuklarıyla yeterince ilgilenemedikleri, onlara yeterli olamadıkları'' gibi gerekçeler le birçok sebepten ''suçluluk duygusu'' hissediyor.

ÇALIŞMAYAN ANNE DE MUTSUZ
Araştırmanın yeni olarak kabul edilen yönü ise söz konusu suçluluk hissinin zannedildiği gibi sadece çalışan annelere özgü bir duygu olmadığı. Araştırma,çalışmayan annelerin de aynı sorunla karşı karşıya kaldıklarını ortaya koyuyor. Psikolog Seval Baysal, çalışan ya da çalışmayan tüm annelerde belirli bir seviyede suçluluk duygusu gözlemlediklerini, ancak bunun derecesini annenin kişiliği ve yaşamdan beklentilerinin belirlediğini söyledi. Anne ile çocuk arasında sağlıklı bir diyaloğun oluşturulması ve birlikte geçirilen zamanın iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten Baysal, ''Annenin çocuğunu maddi manevi hayata hazırlamak konusunda kaygı duyması normaldir, ama bunun ileri boyutlara taşınması hem çocuğun hem de annenin psikolojisini olumsuz etkiler'' diye konuştu.